Aziz’imizi Defnedemedik

Yaşadığı sokakta yaralı bir kadına acil müdahalede bulunurken Özel Harekat Polislerince  vurularak öldürülen Aziz arkadaşımızın  defin işleminin yapılması için sendikamız MYK üyeleri, KESK MYK üyesinin yanısıra Diyarbakır ,Batman, Ağrı,İzmir,İstanbul,Van, Ankara, Aydın ve Urfa Şubelerimizden gelen arkadaşlarla kar ve tipiye rağmen Şırnak’a  ulaştık.

Karın ve tipinin yarattığı engelleri aştık, ancak devletin engeli nedeniyle arkadaşımızın defin işlemini yapamadık. Bu durum öfkemizi daha da büyütmüştür. Bu durum vicdani, ahlaki ve hukuki olarak kabul edilemez.

Hastane önünde KESK MYK Üyesi Gülistan Atasoy’un yaptığı  basın açıklaması ile devletin bu hukuksuz tutumu protesto edilmiştir.

SUSMUYORUZ!

SUSMAYACAĞIZ!

YAŞATMAYA  DEVAM EDECEĞİZ!

 

AKP Hükümeti, 16 Ağustos’tan beri çok sayıda bölgeyi defalarca özel güvenlik bölgesi ilan etti. Onların güvenlik bölgesi dedikleri her yer bebekler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gençler ve biz sağlık emekçileri açısından güvenliğin kalmadığı, hukuksuzluğun ve katliamın dayatıldığı zulüm mekânları olmuştur.

Hukuki bir dayanak olmaksızın sokağa hatta pencereye çıkma yasakları ilan edilmekte ve bu kararlara yönelik itirazlar, ciddi biçimde soruşturulmaksızın reddedilmektedir. Yani bütün hukuki değerler ayaklar altına alınmıştır. Adeta bölge darbe hukukuyla yönetilmektedir.

Bu savaş politikaları yüzünden bölgede yaşanan insan hakları ihlalleri ve katliamlara ek olarak çok sayıda üyemiz darp edilmiş, yaralanmış ve tehdit edilmekle kalmamış katledilmiştir.Ülkenin bir yanı kan ağlarken diğer yandan korku ve kutuplaştırma siyasetiyle toplum duyarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır.

Bu savaş ortamında sendikamızın üç üyesi özel harekat polisleri tarafından katledilmiştir. Eyüp Ergen ve Şeyhmus Dursun arkadaşlarımızın ardından 2 gün  önce de  Abdülaziz Yural yoldaşımız  yaşadığı sokakta yaralı bir kadına yardımcı olmaya çalışırken başından vurularak alçakça katledilmiştir. Birçok sağlık kurumumuz güvenlik güçleri tarafından karargah olarak kullanılmakta, bu bağlamda hem çalışanın hem de hizmet alan vatandaşın canı hiçe sayılmaktadır.  On bin kişilik ordularla ilçelerin kuşatıldığı,  mahalleri tank ve topla döven operasyonlarda hayatını kaybedenler resmi kayıtlara, haber bültenlerine “etkisiz hale getirilen terörist sayısı” olarak yansıtılmaktadır.

Günlerdir süren sokağa çıkma yasağı nedeniyle bırakalım halkın sağlık hizmetine ulaşmasını, yaralı ve cenazelerine bile müdahale edemiyorlar. Etmeye çalışan arkadaşlarımızı da ya darp ediyor ya tutukluyor ya da canice katlediyorlar. Bu cinayetler zincirinin son halkası da güler yüzlü kardeşimiz,yoldaşımız, ölürken bile katilinin gözlerinin içine bakacak kadar yürekli olan Abdulaziz YURAL arkadaşımız oldu. Şu çok net bir şekilde bilinsin ki Aziz arkadaşımız cana can olmak için canını vermiştir.

Sağlık Bakanı ise, sorumlu olduğu personelin çalışma koşullarını, can güvenliğini ve yaşam hakkı başta olmak üzere en temel insani haklarını güvence altına alma konusunda herhangi bir adım atmadığı gibi kin ve nefreti körükleyen açıklamalar yapmaktan geri durmuyor. Hatta bakanı hükümeti,’bu güne kadar hiçbir sivil vatandaş öldürülmemiştir!’diyerek milyonlarca insanın gözünün içine baka baka yalan söylemektedir!

Bizler  yaşatmayı yüce değer olarak gören sağlık emekçileri olarak;Katledilen Taybet ananın cansız bedeni günlerce   sokak ortasında  bekletilirken Ankara’da hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam edemeyiz.Cizre’de 3 aylık Miray bebeğin küçücük bedeni topların  hedefi olurken  İzmir’de   bu katliamlar yok muş gibi  çalışmaya devam edemeyiz.Abdulaziz  Yoldaşımızın  cenazesi günlerdir hastanede bekletilirken  istanbul’da  Adana’da  ,Bursa’da ,Mersin’de bu zulme gözlerimizi kapayıp yeni katliamların yaşanmasına seyirci kalamayız.

Ölüme karşı yaşamı,savaşa karşı barışı,siyaha karşı beyazı ,zulme karşı direnişi,tekçi ,şoven ve faşizan anlayışa karşı halkların bir arada eşit yaşamını savunanlar olarak bugün burada bir kez daha haykırıyoruz.Aziz yoldaşımız şahsında bugüne kadar barış ve özgürlük mücadelesinde yitirdiğimiz tüm yoldaşlarımıza söz veriyoruz.

KAZANAN DİRENİŞ OLACAK!KAZANAN ONURLU BARIŞ  MÜCADELEMİZ OLACAK!

Son sözümüz Aziz yoldaşımızın sözü olsun;

Ey dirok iro şahid be!

Güzel günler göreceğiz çocuklar

Korkaklıkla kaçanlara ve uluyan katliamcılara rağmen,

İnanın güzel günler göreceğiz çocuklar!

 

Basın Açıklaması Metni Ektedir.