Kızamıkçık Aşısı Skandalına İzmir’den Tepki

Facebook
Twitter
WhatsApp

İzmir’ de sağlık alanında bulunan örgütler tarafından 1 Temmuz–1 Eylül 2009 tarihleri arasında Aile Hekimliği pilot uygulamasının yapıldığı 33 ilde uygulanan 18–35 yaş kadınlara yapılan kızamıkçık aşı uygulama kampanyası ve uygulama hatalarına yönelik basın toplantısı yapıldı.

 

Basın metni aşağıdadır.

 SAĞLIKTA ÖNCELİK: ÖNCE HASTANA ZARAR VERME

Ülkemizde Temmuz – Ağustos 2009 aylarında, aile hekimliği pilot ili olan 33 ilde, Konjenital Kızamıkcık Enfeksiyonu ve konjenital kızamıkcık sendromunu engellemek amacıyla 18 – 35 yaş grubu kadınlara 1 doz kızamıkçık aşısı uygulanmıştır.

Bu kampanyanın başlangıcında, kamuoyumuzla bazı kuşkularımızı paylaşmış ve Sağlık Bakanlığı’nı uyarmıştık;

1.       Kuşkulanmıştık, çünkü bu kampanya bilimsellikten uzaktı:

a.       Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü 2006 Çalışma Yıllığı’na göre 2005 yılında sadece bir Konjenital Kızamıkçık Sendromu olgusu saptanmıştır. İzleyen yıllar için Sağlık Bakanlığı’nın bildirdiği bir rakam yoktur. 2005 yılı rakamı üzerinden hesaplama yapılırsa, Kızamık Eliminasyon Programı verilerine göre ülkemizde Konjenital Kızamıkçık Sendromu insidansı yaklaşık 1/60 000 000’dir. Bu rakam doğru kabul edilirse zaten bu kampanyaya gerek yoktur. Ya da bu rakam yanlış ise, DSÖ’nün önerdiği gibi önce sürveyans sistemini iyileştirmek gerekir. (Surveyans; hastalığı, tanı, tespit, saptama ve kontrol altına alınması programıdır ve saha hizmetlerinin ekip hizmeti olarak sunulduğu bir sağlık sistemi eliyle yürütülür)

b.       Kampanya hedef grubu olan 18 – 35 yaş arası kişilerle ilgili önce seroprevalans çalışması yapılması gerekir.

c.        Kampanya ülke çapında yürütülmemekte bu da ülkede daha önce örneğini neonatal tetanus kampanyasında gördüğümüz üzere, risk bölgelerine özel hastalık kontrol programı uygulamasını çağrıştırmaktadır. Ama bu şekilde bir risk haritalaması yapılmadan sadece aile hekimliği pilotu uygulama ili 33 ille sınırlı bir kampanya uygulamasının hangi bilimsel dayanağı vardır? Bilimsel dayanak yoksa kaygı nedir demiştik.

2.       Uyarmıştık, çünkü bu kampanyanın başarı şansı düşüktü ve en baştaki kaygımız olan önce hastaya zarar verme ilkesini tehdit eden bir organizasyon/organizasyonsuzluk göze çarpmaktaydı.

a.       Aşılama kampanyaları genellikle hastalıkların sıklığının arttığı mevsimlere göre başlatılırken bu kampanya Temmuz-Ağustos aylarına sıkıştırılmıştı. Ama bu aylar yılın en sıcak dönemi olması nedeniyle soğuk zincirin korunmasının en riskli olduğu dönemdi.

b.       Yaz aylarında sağlık çalışanlarının yıllık izinlerini daha yoğun kullanmaları nedeniyle ekip kurmakla ilgili sorunlar yaşanabilir. Ayrıca nüfus hareketlerinin de bu aylarda artacağı düşünülürse hedef gruba ulaşmayla ilgili sorunlar kaçınılmazdı.

Tüm bu karanlık noktaların aydınlığa kavuşturulması amacıyla Bakanlık’tan bilgi istenmiş ve tatmin edici bir açıklamanın gelmemesi durumunda bu kampanyanın herhangi bir bilimsel dayanaktan uzak, en hafif ifadesiyle toplum sağlığını koruma kaygısını yeterince taşımayan bir aldatmaca olacağını söylemiştik. Son olarak da şunu sormuştuk: asıl amacınız konjenital kızamıkçık enfeksiyonunu ve konjenital kızamıkçık sendromunu engellemek mi yoksa son kullanma tarihi yaklaşmakta olan aşıları tüketmek midir?

Tahmin edeceğiniz üzere kampanya süresince ve üzerinden geçen bir aylık süre içinde Bakanlık’tan bir açıklama gelmemiştir. Bizler bu süre içinde sahadaki gözlemlerimize devam ederek, kampanyayı toplum sağlığı açısından izledik ve itiraf etmeliyiz ki ön görülerimizde yanıldığımızı gördük. Çünkü bizler bu kadarını tahmin edememiştik.

Gebe kadınlara, konjenital kızamıkcık sendromu teorik riski nedeni ile kızamıkçık aşısı yapılmaması ve kızamıkcık aşısı uygulaması sonrasında 4 haftalık dönemde gebelik planlamaması gerekirken; 

Temmuz – Ağustos 2009 tarihleri arasında Aile Hekimliğine geçilen 33 ilde, 18 – 35 yaş kadınlara yapılan kızamıkçık aşı uygulaması sırasında kadınların gebelik durumlarının iyi sorgulanması ve kadınlara aşıdan sonra 4 hafta süreyle korunmaları gerektiğinin belirtilmesi kural olarak benimsenmiştir. Ancak kampanya sırasında bazı gebe kadınlara kızamıkcık aşısı yapıldığı ya da bazı kadınların, aşı yapıldıktan sonraki dört hafta içinde gebe olduğunun anlaşıldığı çok sayıda vaka olmuştur. Bilimsel veri ve değerlendirmelere göre acil bir izlem komisyonu oluşturularak vakalarla ilgili karar verilmesi ve ailelerin bilgilendirilmesi gereklidir. Prenatal tanı merkezi olan referans merkezlerde bu vakaların takip edilmesi gereklidir. Ancak ailelere yeterli danışmanlık yapılmaması ve bilgi verilmemesi ve / veya koordinasyon sağlanamaması sonucu kadınlar panik içinde küretaj olmuş ve gebelikleri tahliye edilmiştir.

Yaptığımız araştırma ve çalışmalara göre, sadece İzmir ilinde aşılanan 18–35 yaş kadınlar arasında gebe iken aşı yapılan ve aşı yapıldıktan sonra gebe kalan kadın sayısı 100 civarındadır. Küretajla gebelikleri tahliye edilen kadın sayısı 60 civarındadır.

Şimdi, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Vekili Seracettin Çom ve Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Torunoğlu’nu sorularımızı cevaplamaya ve bilimsel açıklama yapmaya davet ediyoruz:

 

Aile Hekimliği pilot uygulamasına geçilen 33 ilde;

1.       Kızamık ve kızamıkçık hastalıklarına yönelik süreveyans sistemini iyileştirmek için ne yaptınız?

2.       Gebe olduğu halde kızamıkçık aşısı yapılan 18–35 yaş arası kadın var mıdır? Varsa sayısı kaçtır?

3.       Kızamıkçık aşısı yapıldıktan sonra gebe kalan kadın sayısı kaçtır?

4.       Toplam kaç vakada küretaj yapılarak gebelik tahliye edilmiştir?

5.       Toplam kaç vaka prenetal tanı merkezlerinde takip edilmektedir?

6.       18 – 35 yaş arası kadın hedef nüfusta istenen bağışıklama oranına ulaşılmış mıdır? Yoksa hedef nüfusun sadece %40’na mı ulaşılabilmiştir?

7.       Ülkemizde birinci basamak sağlık hizmetlerinin sağlık ocakları tarafından sunulduğu dönemde yapılan diğer ulusal aşı kampanyalarında (çocuk felci, kızamık…) hedef nüfusta gerçekleşen bağışıklama oranları kaçtır? %40 mı yoksa %90–95’lerde mi olmuştur?

8.       Aşı kampanyasında kullanılan aşıların temin yolu nedir? İhale ile alınmışsa belirlenen tutar ve aşı adedi nedir? Aşılar hangi tarihte Sağlık Bakanlığı’na teslim edilmiştir ve teslim edilen aşıların son kullanma tarihleri nelerdir? Son kullanma tarihi biten ve imha edilen aşı miktarı nedir?

9.       Temmuz – Ağustos 2009 Aşılama Programında amaç konjenital kızamıkcık enfeksiyonunu ve konjenital kızamıkçık sendromunu engellemek midir? Yoksa son kullanma tarihi Ağustos 2009 olan aşıları tüketmek midir?

10.    Bu olayın vebali, sorumluluğu kimdedir? Sizde midir?

 

18–35 YAŞ GRUBU KADINLARA YAPILAN BİR DOZ KIZAMIKCIK AŞISI VE UYGULMA HATALARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİMİZ:

1.       Koruyucu sağlık hizmeti olan ve hastalığın oluşmasını engelleyecek aşılama uygulamalarını önemsiyor ve destekliyoruz.

2.       Aşılama bir ekip hizmetidir. Ekip hizmeti sağlık ocaklarında vardı ancak sağlıkta dönüşüm programı ile ekip ortadan kaldırılmıştır.

3.       Aşılamada önemli olan hedeflenen aşılama oranının gerçekleşmesidir. Yani hedef kitleye ulaşılmasıdır. Hedef nüfusun en az %90’nına ulaşılması beklenir.

4.       Düşük aşılama hızları, virüsün dolaşımını da yavaşlattığından yıllar içinde duyarlı kişi havuzları oluşturmaktadır. Sonuçta düşük aşılama oranı nedeniyle aşılama programı sonrasında Yunanistan, Hollanda gibi ülkelerde yaşandığı gibi “Konjenital Kızamıkcık Sendromu salgınları” meydan gelmektedir.

5.       Çok yüksek oranlara ulaşamayan bağışıklıma çalışmalarının konjenital Kızamıkcık Sendromunu kontrol edemediği çok sayıda araştırmayla gösterilmiştir.

6.       Surveyans sistemleri güçlendirilmeli ve işletilmelidir.

7.       Aşılama öncesi gerekli sorgulama yapılarak gebe olan, gebe olma olasılığı bulunan veya dört hafta içinde gebelik planlayan kişilere aşı kesinlikle yapılmamalıdır. Aileye iyi bir danışmanlık verilerek, olumsuz sonuçlara karşı önlem alınmalıdır.

8.       Aşılama evlilik öncesi uygulaması önemlidir. Evlilik öncesi kadınlardan istenen rutin tetkiklere Rubella IgG tetkiki ilave edilmelidir. Rubella IgG tetkiki negatif olanlara aşı adetin ilk günü uygulanmalıdır.

9.       Sağlık Bakanlığı ilgili uzmanlık dernekleri (Prenatoloji, Enfeksiyon Hastalıkları, Klinik Mikrobiyoloji, Jinekoloji ve Obstetri, Halk Sağlığı) ve TTB’nin de içinde ve katkıda bulunduğu bir izleme ve takip komisyonu oluşturulmalı, bu komisyon süreci yönetmelidir.

10.    Aşılanan gebeler ve aşılandıktan sonra gebe kalanlar literatür bilgileri ışığında bilgilendirilmeli, gebe izlemi gerekliliği konusunda iyi bir danışmanlık verilmelidir.

11.    Gebelikte kızamıkçık aşısı uygulanmış olan ya da aşı olduktan sonra gebe kalan kadınların ve bebeklerin doğum sonrası dönemde yakın izlemi gereklidir. Sosyal Güvencesi olsun olmasın her türlü tetkik, muayene ve ulaşım giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanmalıdır.

 

 

 

SES İZMİR ŞUBE

TTB – PRATİSYEN HEKİMLER KOLU

PRATİSYEN HEKİMLİK DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ

İZMİR SAĞLIK ve HASTA HAKLARI DERNEĞİ

 

 

 

 

 

İLETİŞİM: SES – Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası
Çankaya, Kızılay, Necatibey Cad. No:82 D: 4, 06420 Ankara Telefon: (0312) 232 61 22 e-Posta: [email protected]

Skip to content