SAĞLIKTA TAM GAZ SEÇİM POPÜLİZMİ!

Dervişin fikri; kamusal sağlık hizmetlerini özelleştirmek! Bunun için türlü yollar deneniyor; bir yandan kamusal yatırımlar durdurulurken, diğer yandan özel sektör teşvik edilip, palazlandırılıyor. Hükümet 70 milyonun koruyucu, geliştirici, tedavi edici ve esenlendirici sağlık hizmeti ihtiyacına sırtını dönmüş, özel sektörün temsilcisi haline gelmiştir.
Sevk Zincirinin Kaldırılması Seçim Yatırımıdır.
Sağlık hizmeti, sağlığın tanımı gereği; koruyucu, geliştirici, tedavi edici ve esenlendirici olmak üzere bütüncül hizmetleri kapsar. Oysa hükümet uygulamaları yalnızca tedavi edici hizmetleri kapsamaktadır. Bunun da nedeni teknoloji kaynaklı tedavi hizmetlerinin karlı olması ve özel sektör tarafından bu alana yatırım yapılmasıdır.
Sağlık hizmetlerinin herkese eşit, ücretsiz sunulması en temel haktır. Bunun gerçekleştirilmesi için SSK, Bağ- Kur, Emekli Sandığı, Yeşil Kartlı gibi güvenceli/güvencesiz ayrımı yapılmaksızın tüm yurttaşların hizmetin her kademesinden yararlanması gerekir. Tek şart sevk zinciridir. Sevk zincirinin kaldırılması telafisi imkansız sonuçlar yaratacak, mali krizin yanı sıra hastanelerde kuyrukları artıracak, hastaneleri asli görevlerinden uzaklaştıracaktır.
AKP Hükümetinin sağlık hizmetlerini özelleştirmede geldiği aşama vahimdir. 4.5 yıllık sürede sağlık harcamaları 2 kat artmış (Bugün 20 milyar doların üzerinde), sağlık düzeyi ölçütleri tam tersine gerilemiştir. Bunun nedeni yalnızca tedavi edici hizmetlere yatırım yapılması ve kamudan özele hizmet alımı yoluyla kaynak aktarılmasıdır.
Çağdaş bir ülkede ayaktan tanı ve tedavilerin %80 – 90’ı birinci basamakta gerçekleştirilirken ülkemizde AKP hükümetinin sağlık hizmetlerini piyasalaştırma niyetinden kaynaklı bu oran %30 – 35’ lere kadar gerilemiştir. Sağlık hizmetlerinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin (Sağlık evi, sağlık ocağı, AÇSAP, VSD…) yeri ve önemi unutturulmuş, bunun yerine teknoloji ağırlıklı, otelcilik hizmetlerini de içeren özel sektörün lehine beklenti, “talep” yaratılmıştır.
AKP Hükümeti sevk zincirini kaldırmanın ekonomik faturasını çok iyi bilmektedir. Daha geçen yıl bütçe görüşmelerinde kamu hastanelerinin alacaklarını bu hükümet silmiş, devasa sağlık giderlerinin altından kalkamayacağını gördüğü için paket fiyat uygulaması ve ilaç sınırlandırması yoluna gitmiştir. Şimdi ise belli ki hükümet seçim öncesi kesenin ağzını açmak ve özel sektöre daha çok kaynak aktarmak istemekte, böylece hem vatandaşın gözünü boyamak hem de mevcut sınırlı kaynağı yandaşlarına peşkeş çekmek istemektedir.   
Hükümet Genel Sağlık Sigortasında Israr Etmektedir!
AKP Hükümetinin bir başka hazırlığı da Genel Sağlık Sigortasıyla ilgilidir. Anayasa mahkemesi kararı nedeniyle yürürlüğü 2008’e ertelenen SSGSS Yasası yeniden ısıtılmakta, bu arada sosyal güvenlik kurumlarını mali krize sokacak bir dizi adım atılmaktadır. Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında oluşturulan mutabakatla özel sağlık merkezleriyle anlaşmalar imzalanmakta ve seçimlerde vatandaşın gözünü boyamak amaçlı özelden hizmet alımı yaygınlaştırılmaktadır.
Hükümet ısrarla tehlikeli bir yolda yürümekte, sağlık hizmetlerini özel sektöre devretmektedir. Oysa yurttaşlarımıza şirin gözükmenin ağır faturası yine yurttaşlarımıza çıkacaktır. Bu güne kadar yaşanılanlar kamusal sağlık hizmetlerinden vazgeçilerek özel sektörden hizmet almanın yaratacağı sonuçların hiçbir hükümetin kaldırabileceği türden olmadığını göstermektedir. 
Kadrolu Personel Alınmalıdır. 32.500 Personel Yetersizdir!
Sendikamız yıllardır sağlık işkolunda 100 bin personel eksiği olduğunu dillendirmekte ve bu açığın biran önce tamamlanmasını talep etmektedir. Hükümet seçimler nedeniyle nihayet adım atmaktadır. Ancak atılan adım sayısal olarak yetersiz olduğu gibi istihdam biçimi olarak da tehlikelidir. Bilindiği üzere sağlık hizmeti kamu hizmetidir ve kamu görevlileri eliyle yürütülmek zorundadır. Oysa istihdamı düşünülen 32.449 personel iş güvencesinden ve özlük haklarından yoksun sözleşmeli statüsündedir. Bir kısmının ücretleri döner sermaye gibi adaletsiz, istikrarsız ve kamu sağlık kurumlarının temel felsefesiyle çelişen kaynaktan ödenecektir.

AKP Hükümetinin iktidarı döneminde sağlık alanındaki uygulamaları eşitsizlikleri artırmış, sağlığı hak olmaktan çıkarmıştır. Amaçlarının “paran kadar sağlık” anlayışını yerleştirmek ve bu alanı özelleştirmek olduğu açıktır. Yurttaşlarımız bu niyeti görerek bu tür göz boyamalara aldanmayacaktır. Sağlık hakkımızı gasp edenlere gereken cevabı hep beraber vereceğiz. 01.06.2007

                                                                                                                                                                                   MERKEZ YÖNETİM KURULU