KARADENİZ EREĞLİ 25 KASIM İÇİN HAZIRLIK TOPLANTISI YAPTI

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle  Mücadele Günü için hazırlık toplantısı 13.10.2017 tarihinde yapıldı.

SES Şube Kadın Sekreterliğinin çağrısı ile  birçok  STK  Kadın temsilcilerinin katılımıyla yapılan toplantıda;önümüzdeki dönemin çalışmaları ortak yürütecek kadın platformu kurma kararı almıştır. Ve kuruluşa ilişkin basın açıklaması yapılmıştır. Çalışmalar için afiş hazırlanmıştır.Eğitim Sen Şube binasında yapılan basın açıklamasını SES Şube Kadın Sekreteri Hamide İpek okudu.

 

BASIN AÇIKLAMASI METNİ

Nüfus Hizmetleri Kanunu değişikliğini (müftülük yasası) karşı hayır dediklerini anlatmak ve bu konuyu daha iyi kadınlar olarak birlik ve beraberliği arttırmak amacıyla platformu kurduklarını kaydetti. Kadın haklarını her zaman savunacaklarını ve kadınların sesi olacaklarını kaydeden İpek “Kadın haklarına ve kadın mücadelesine duyarlı Kdz. Ereğli kadınları olarak Nüfus Hizmetleri Kanunu değişikliğini (müftülük yasası) görüşmek ve bir olup sesimizi çıkarmak, neden hayır dediğimizi anlatmak için 13 Ekim tarihinde başlayan toplantılar yaptık. Ve daha sonrasında kadınların bir olması, birlikte mücadele etmesi gerektiğine ve birlikte daha güçlü olduğumuza inanarak sonrası için düzenli olarak bir araya gelmeye, kadınları ilgilendiren genel ve yerel konularda çalışmalar yapmaya Kdz. Ereğli kadın platformunu oluşturmaya karar verdik. Her yerde ve her alanda temsil edilebilmek, bu dünyayı ve ülkemizi kadınlar için yaşanılabilir kılmak için, Kdz. Ereğli’de her kadının sesi olmak için, bir araya geldik. Yüzyıllardır kadınların dünyanın her yerinde emeklerine, bedenlerine, kimliklerine sahip çıkma mücadelesi devam ediyor. Kapitalist sistemin körüklediği saldırılar tüm kadınları tehdit ediyor. Dünya’da Kadına Yönelik Şiddetin Kaynağı Olan Eşitsizlik Nasıl İşliyor? Küresel üretimin %66’sı kadınlar tarafından gerçekleştirilmesine rağmen, küresel gelirden kadınların aldığı pay sadece % 10’dur.Kadınlar, dünya mal varlığının sadece %1’ine sahiptirler.Dünyada, okuma yazma bilmeyen nüfusun üçte ikisi kadındır. Dünyada çalışan kadınların % 46 sı işyerinde tacize uğramaktadır. Ülkemizde Kırsalda yaşayan kadınların %41’i, şehirde yaşayan kadınların %27’si, evliliklerinde, en az bir kez fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. %36 oranında kadın, hamilelikleri sırasında şiddete maruz kalmaktadır. Ülkemizde son 9 yılda kadın cinayetleri % 1400 oranında artmıştır; her gün ortalama 4-5 kadın bir erkek/erkekler tarafından öldürülmektedir. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Türkiye‘’ Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ni imzalamıştır. Bu sözleşme ile imzacı ülkeler, koruma tedbirlerini hayata geçirmekle yükümlü kılınıyor. Hukuki bağlayıcılığı bulunan sözleşme pratik uygulamalar öngörüyor. Ancak bu tür düzenlemelere rağmen Türkiye’de iktidar, kadına yönelik şiddetle mücadelede neler yapıyor ve ne kadar samimi diye soracak olursak, cevap ne olabilir? CEDAW ‘a taraf ülke olan Türkiye kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık konusunda Dünyada en geri ülkeler arasında yer almaktadır. Şiddetin engellenmesi için uzun ve kısa vadede çalışmalar yapılmamakta, zihniyetlerin değiştirilmesi ile ilgili ciddi hükümet politikaları oluşturulmamaktadır. Şiddete uğrayan kadının ne yaptığı, ne söylediği ya da nasıl giyindiği sorgulanıyor. Fiziksel, sözel ve cinsel şiddete uğrayan kadınların bunu hak edip hak etmediği tartışılıyor; kurbanlar suçlanıyor, suçlular “mağdur” ilan ediliyor. Şiddet, dinsel-geleneksel önyargılarla, cinsiyet ayrımcı politikalarla ve yasalar eliyle meşrulaştırılıyor. Kadınlar çalışma hayatına katma politikaları yerine , kadınları eve yönlendiren, sosyal devletin yapması gereken yaşlı ,hasta ve sakat bakımını kadınların üzerine yıkan, kadınların ucuz işgücü olarak kullanılmasını sağlayan, bu zihniyet ,kadınları şiddet ve cinayetlere maruz kalmaktan kurtarmamaktadır. Getirilen yeni düzenlemelerle, ayrımcılık daha da artmaktadır. Kadınlar sömürülmedikleri, yaşam haklarının ellerinden alınmadığı, güvenli bir dünyayı ve yaşamı yaratabilirler. Kadınları, işçi, ev kadını, emekli, öğrenci hangi kimlik ve inançtan olursa olsun tüm kadınları dayanışmaya çağırıyoruz